Resim

Inktober Day 11: Snow

Reklamlar
Anime, Edebiyat, Japonca, Kitaplar, otaku, Seyahatname

Kitap Okumaya Meydan Okumam

Uzun süre sekteye uğradıysa da devam ediyorum

15i bitti 10u kaldı.

Burada gördüğünüz kitapların hepsi uzun kendilerine ait yazılar ıhakkediyorlar. Belki yazarlarının başka kitabını okuduğumda tekrar bu kitaplara dönerim. Bu yazıda hepsinden kısaca bahsetmeye çalıştım.

Okumaya devam et “Kitap Okumaya Meydan Okumam”
Anime, Otome/Visual Novel, Oyun

Psychedelica of the Ashen Hawk

Hello there

 For Turkish here  / Türkçesi için buraya

Do you like visual novels or their subbranch otome games ? Those are the voiced picture book like games you can play at some platforms such as PC, tablets, mobile phones or some game consoles. You can effect the direction of the game a little bit through the choices you made, and achieve written endings.

One of my favorites from the bgm. Most unusal cover of scarborough fair

This is the 9. visaul novel I’ve ever played so far and it is one of my favorites or simply just my favorite one. This game could be considered as follow-up of the Psychedelica of the Black Butterfly but aside from the game mechanics, some easter eggs, some references and endings, they are totally different games as well as different stories. So you can play this without playing it’s predecessor but in order to understand endings and story line I highly recommend playing PoBB .

Story Summary

To sum up to story ” Jed/Eiar who lives In a town where winter never ends, whenever she gets excited her eye turns into red. Red eye considered as indicator of witchs and if someone from the town learns her eye, her life would be in danger, because townpeople put the blame of winter on the wtich. That’s why she wears like a man, raised as man and can not use her real name Eiar. When she grow up she leaves the wolf manor where she raised in and starts to live in a distant tower with myterious amnesiac man, Ashen Hawk.

Also the town is ruled by two clans who constantly fight with each other. Those clans are Hawks( faruji) and wolfs (Volg). Hawks are known for their cruelty and merciless taxes while wolves are known for their modesty and helpfullness. In this town spring never comes, though town celebrates spring festival with a slight hope maybe it will come. An important piece is stolen from the church and the priests asks Jed who works as a handyman to find that piece before the spring festival. While looking for the piece Jed couldn’t find enough leads because hawks don’t help her due to her kinship with wolves, but they like to help Eiar. As story unfolds Jed illuminates the secrects of town as well as herself.”

And this makes me ask myself would it be better if secrects didn’t unraveled.

Contınue
Anime, Otome/Visual Novel, Oyun

Psychedelica of the Ashen Hawk

Merhabalar

İngilizcesi için buraya/for english here

Visual novel ( görsel roman) ya da Otome oyunu sever misiniz ? Ben bayılırım. Bunlar bilgisayar, tablet, kimi oyun konsolları veya telefondan oynayabileceğiniz, seslendirilmiş hikaye kitabı benzeri oyunlardır. Bu oyunlarda hikayenin gidişatını azıcık da olsa yaptığımız tercihlerle etkileyebilir, önceden yazılmış sonlara ulaşabiliriz. Otomeler Visual novellerin alt dalıdır ve genellikle adı gibi bayanlara hitap eder (otome japonca bayan demek).

Oyundaki en sevdiğim müziklerden. Scarborough Fair’in en alışılmamış coverı
Yazıyı okurken dinleyiniz lütfen

Bu şu ana kadar oynadığım 9. visual novel ve oynadıklarım içinden ilk üçe hatta bire girer. Kendisi Psychedelica of the Black Butterfly oyunun devamı gibi düşünülebilir ama oyun mekaniği, hikayenin sonları ve bir kaç tane göndermeden başka ortak bir yönü yok. Yani PoBB’yi oynamadan da bu oyunu oynayabilirsiniz. Ama olayları daha iyi anlamak açısından ben önce onu oynamanızı tavsiye ederim.

Hikaye Özeti

Hikaye basitçe şöyle ” Kışın hiç bitmediği bir kasabada yaşayan Jed/Eiarın gözü heyecanlandığında kırmızıya dönmektedir. Kırmızı göz cadılığın göstergesidir ve eğer halktan biri bunu öğrenirse Jedin hayatı tehlikeye girer, çünkü halk bitmeyen kıştan cadıyı sorumlu tutuyordur. Bu yüzden Jed çocukluğundan beri erkek gibi giyinmekte ve yaşamaktadır. Bu yüzden gerçek adı Eiar’ı kullanamaz. Biraz büyünce çocukuluğunu geçirdiği wolf manor(kurt klanının evi)’dan ve üvey ailesinden ayrılır ve şehrin dışındaki kulede gizemli, hafızası eksik Ashen Hawk(kül şahin)la yaşamaya başlar.

Ayrıca kasaba kavgalı iki farklı klan tarafından yönetilir. Bu klanlar Hawklar (Farji/taka/şahin) ve Wolf(Volg/kurt) klanlarıdır. Hawklar gaddarlığı ve acımasız vergileri ile bilinirken, Wolflar daha ılımlı ve yardımseverdir. Bu kasabada her yıl bahar gelmese de bir umut belki gelir diye bahar festivali kutlanılır ve kasabanın kilisesinden önemli bir parça çalınmıştır. Kilisenin rahibi Lawrence tamirat, getir götür işleri yapan (handyman) Jedten bu parçayı bahar festivalinden önce bulmasını ister. Jed parçayı ararken çıkmaza düşer çünkü kendisinin Wolf klanına mensup olduğunu bilen Hawklar ona yardım etmezler, ama Eiara seve seve yardım edeceklerdir. Hikaye ilerledikce Jed yavaş yavaş kasabanın üzerindeki sır perdesini aralar.”

Acaba sırlar sır olarak kalsa daha mı iyidi sorusunu da bize sordurtur.

Devamı
Hayattan Kesitler

Geri Döndüm :)

Herkese merhabalar

Bendeniz Alumina geri döndüm. Uzun süre ara vermiştim ama bu sefer kararlıyım. Blog yazmayı alışkanlık haline getireceğim. Yazı yazmayı. Blogger olmayı. Bundan sonra büyük aksilikler olmadığı müddetçe her cuma yazacağım. Kendimi zorlayacağım ve yazacağım.

Sevdiğim şeylerden bahsedeceğim. Bunlar sadece kitaplar değil. Birçok şey. Daha cesur olacağım ve daha çok yazmaya çalışacağım. Üşengeçliğe dur demenin vakti geldi çünkü. Çekingenliğe de. Yazma alışkanlığı kolay kazanılan bir şey değilmiş.

Kimse okumasa da yazacağım. Çünkü önceki yazdıklarıma baktıkça mutlu oluyorum. Büyük bir şey değiller ama hiç de değiller.

Gelecek cuma görüşürüz

_Alumina

Kitaplar

Ölümcül Kimlikler, Amin Maalouf / Kitap

Amin Maalouf, büyük usta büyük yazar. Kendisinin Semerkant kitabını alıp okumuştum ve hayran kalmıştım, betimlemerine, karakterlerine ve anlattığı mekana. Bu yüzden kendisinin bir başka kitabını daha okumak istedim. Sahaflarda gezerken bu ince kitabı aldım ve ne yazık ki aylarca kütüphanemde bekletip okudum. Bu yazı yazmamdan yaklaşık iki ay önce bitirdim.


Etnik kıyımlar hep en güzel bahanelere sığınılarak gerçekleştirilir; adalet, eşitlik, bağımsızlık, insan hakları, demokrasi, ayrıcalıklara karşı mücadele…

Kitabımız bir denemeler kitabı. Konusu da basit gibi görünen ama hayatımızın en karmaşık, en anlaşılmaz ve en çok sorun çıkaran kavramı olan kimlik üzerine. Yazar kimliği öyle bir tarif etmiş ki, ve tarif ederken kendi hayatından örnekler sunmuş ki okurken çok fazla düşüncelere dalıyorsunuz. Bu kitap sayesinde deneme kitabı okumanın zor bir şey olduğunu hatırladım. Bazen bir satır okuyup dakikalarca düşüncelere dalıyorsunuz


Her kişinin kimliği, resmi kayıtlarda görünenlerle kesinlikle sınırlı olmayan bir yığın öğeden oluşur. Elbette insanların büyük çoğunluğu için dinsel bir geleneğe bağlılık söz konusudur; bir ulusa, bazen iki ulusa; etnik ya da dilsel bir gruba; az ya da çok geniş bir aileye; bir mesleğe; bir kuruma; belli bir sosyal çevreye… Ama liste daha da uzundur, neredeyse sınırsızdır: insan bir eyalete, bir köye, bir
mahalleye, bir kabileye, bir spor takımına ya da meslek kuruluşuna, bir arkadaş grubuna, bir sendikaya, bir işletmeye, bir partiye, bir derneğe, bir cemaate, aynı tutkuları, aynı cinsel tercihleri, aynı fiziksel özürleri paylaşan ya da aynı zararlı etkilere maruz kalan bir insan topluluğuna ait olduğunu hissedebilir.

Kitap hakkında denilecek daha çok söz var ama okumanızı ya da en azından internetten alıntılarına bakmanızı tavsiye ederim. Özellikle bizim ülkemiz gibi çok milletli yerlerde yaşayan insanların ya da yurt dışıyla ilişkileri olan, orada yaşayan, buradan kopamayan insanların okuması bence bir zorunluluk.

Ama okurken bunların deneme yazısı olduğunu unutmamanızı tavsiye ederim. Yazar kendi görüşlerinden bahsetmiş ama keşke bu görüşleri destekleyen sosyal deneyler olsaydı.

İlginçtir kitaptan en çok aklımda kalan kısım diller hakkındaki bölümüydü. İnsanları üç dilliliğe yönlendiriyordu çünkü böyle giderse sadece iki dilli olacağımızı ve dillerin ve o dillerle birlikte birçok eserin, duyguların kaybolacağını söylüyordu. Dil birliğinden ve dilin kültür ve kimlik üzerindeki etkisinden bahsediyordu. Bir dilci olduğum içn en çok bu kısım dikkatimi çekti.

madde : geçen yıl okumaya niyetlendiğin ama okumadığın bir kitap

şimdilk bu kadar

–Alumina

Kitaplar

Kaplumbağa Kabuğunda Dünya / Kitap

Herkese Merhaba !

Kitabını İngilizce aslından okuduğum için yorumunu da İngilizce yazdığım “Turtles all the Way Down”, Türkçe adıyla “Kaplumbağa Kabuğunda Dünya” kitabıyla yine karşınızdayım. Kendi yazdığım yazının çevirisini de kendim yapacağım için aslına %100 uy(a)mayacağım, çünkü çeviride kendinden bir şeyler katmalısın, değil mi ?

Kitabı Türkçeye çeviren kişi de benim gibi düşünmüş olmalı ki bu kesinlikle yanlış bir şey değil, kitabın adını birebir çevirmemiş ve kanımca en basit ifadeyle saçma, en klas ifadeyle beceriksizce çevirmiş. “Turtles all the way down” İnglizce ve Türkçenin de dahil olduğu birkaç dilde deyimsel bir ifadedir ve birebir çevirirsek “aşağısı hep kaplumbağa” demektir. Yazar bu ifadeyi kitapta öyle güzel bağlamıştı ki Türkçe çevirisinin böyle olması bayağı üzdü beni. Nedenini yazının devamında anlayacaksınız. Ayrıca John Green’in kitaplarının adları Türkçede neler çekti be ? Cidden The Fault In our Stars (Yıldızlarımızdaki Hata) nereye, Aynı Yıldızın Altında nereye ? Fena değil ama orijinali tercih ederim. Çevirinin devamı hakkında bir yorum yapamam çünkü dediğim kitabı Türkçesinden okumadım. Ama kitabın kısa sürede çevrilmiş olmasından mutlu olduğumu eklemeden edemeyeceğim


“Size herkes bakabilirdi. Asıl nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktı.”

John Green
Elektrikler kesildiği için kendi kendime romantik havalara girdiydim de
Okumaya devam et “Kaplumbağa Kabuğunda Dünya / Kitap”