Deneme denemek, hayat

Mutluluk Sorunu

Mutlu olmak nedir ? Ne değildir ? Neden herkes peşinden koşar ama ulaşamaz ? Tatmin ediciliğinden şüpheliyim.

Birinin mutlu olup olmadığını kim anlar ? Ya da mutluluğun ölçüsü ne ? Ölçütü kim, nasıl, ne zaman buldu ?

Ben mutlu muyum ? Gülümsemek mutluluğun tek belirtisi mi ? Sürekli gülümsediğim için insanlar beni mutlu, hayatımın da güzel olduğunu sanıyorlar. İnsanlar içleri kan ağlarken de gülümser, insanlar mutluluktan da ağlar.

İnsan, insan her şeyi anladığını sanan ama anlamayan ama aksine ağlayan mahluk. Bence insana ağlamak yakışıyor, şehirlere en çok yağmurun yakıştığı gibi…

Ne yapıyorum bilmiyorum. Kendimi arıyorum ya da hayatın anlamını. Yaptığım şey gerçekten bu mu ? Buysa neden önemsemediğim insanlara kendimi beğendirmeye çalışıyorum ve bunu yaparken gülümsüyorum ?

Anlamak için yazıyorum ama anlamlar kayboluyor. Kendimi anlamak için yazıyorum, anlaşılmak için yazıyorum, bulmak ve bulunmak için, değil mi ? Mutluluk anlamsız mı ? Anlamlı olmalı çünkü anlamını yitirdi. Anlamsız olsaydı, olmayan bir şeyi nasıl yitirirdi.

Bu dünya ne zamandan beri bu kadar yalancı ? Hep yalancıydı diyeceksiniz ama değildi. İnanıyorum ki değildi, öyle olsa çocukken mutlu olmazdım.

Belki mutluluk çocukluğa ve çocuklara has bir şeydir.

Ya da çocukken mutsuzdum ama kendimi mutlu hatırlıyorum. Bu olabilir mi ? Zamanın hafıza üzerine ilginç bir etkisi var. Zaman olayları unutturmuyor değiştiriyor. Acı şeyleri tatlı, acıları da daha acı yapıyor. Tatlı şeyleri de eskitip acılaştırıyor ya da olduğu gibi bırakıyor.

hayat, istanbul, Müzik, Resim

Dağınık Yazı

Sınav haftasında olduğum için biraz dağınık bir yazıyla karşınızdayım.

Daha sınavlarım bitmedi. Ama bitmek üzereler. Bazen düşünüyorum, biten sınavlar yoksa ben mi ? Kalemler mi ? Kağıtlar mı ? Sabrım mı ? Notlar mı ? Geleceğe dair umutlarım mı ? Bitmesini istediğim birşey varsa o da hocaların belirsizliği ve kaprisi ve de işlemedikleri yerleri sormaları. Cidden öğretmenlik okuyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bazen bize nasıl öğretmen oluncağından çok nasıl olunmayacağını öğretiyorlar.

Bu arada gelecekte işsiz kalırsam şu dört yıl boyunca biriktirdiğim ve biriktireceğim notları toparlayıp fotokopiciye satmayı düşünüyorum ya da direk bir fotokopici dükkanı açmayı. Belki kitap haline gelir de gelecek kuşaklara yardımcı olur. Çok harika notlar değiller ama birkaç arkadaşla ortak olup notları birleştirirsek işe yarayabilir 🙂


Tüyapa gittim sınav haftam olmasına rağmen, hem de iki kere, vicdan azabı çeke çeke. Her zaman ki gibi çok kalabalıktı ve her zamanki gibi yayınevleri sadece çok satan kitaplarını getirmişti. Ama yine de güzeldi. Kitap olan her yer güzeldir çünkü.


Şu sıralar sıkılana kadar dinlediğim şarkı. Bana Yunus Emrenin bir sözünü hatırlatıyor. “Bir ben var bende benden içeri”.

“arar sorar belki bulursun, bulunca elbet durulursun, En sonunda gururuna kapılıp gider, kaybolursun”
“KANDIRMA KENDİNİ”

Bu dönem Almanca öğrenmeye başladım(zorunlu seçmeli ders) ve geçen yıl başladığım Japonca kursuna devam ediyorum. Okulda da dersler ve ödevlerin çoğu İngilzce. Aralarda arkadaşlarla Türkçe konuşuyoruz. Yani en sonunda Polyglot/Multilingual/çokdilli oldum. Ölmeden önce yapılacaklar listesinden birkaç madde eksilttim. İlginçtir Almanca dersi aldığım günün akşamı Japonca kursuna gidiyorum ve o gün ikinci dünya savaşında ajanlık yapabilecekmişim gibi hissediyorum 🙂


Sevimli bir sahaf dükkanı keşfettim dün. Sahafın kedisi Feride ile oynadım. Tophanenin oralarda bir yerde.


İnsanların okul bitince ne yapacaksın sorusuna kıl oluyorum. Çünkü ne yapmak istediğimi biliyorum, nasıl yapılacağını bilmesem de, ama anlatmak istemiyorum. Anlatmak zorunda değilim. Anlamak ya da bilmek zorunda değilsin, sahte samimiyeti bir kenara koyalım lütfen. Uğraşmamak için klasik cevabı verip geçiyorum. Bknz.


Bu blogu ilk açarken aklımda sulu boyalar hakkında konuşmak, bir sulu boya blogu hazırlamak vardı. Bu hayalime geri döndüm. Vakit buldukça sulu boya ile uğraşmaya devam edeceğim ve burada öğrendiklerimi, bildiklerimi paylaşacağım. Bu yüzden blogun en üstündeki resmi değiştirdim.

Tahmin edin neyden esinlendim ? Tabiki de PoAH, Kule, kelebek ve kış

Sevgiler ve stressiz günler dilerim herkese

-Alumina

hayat, istanbul, Şehir

Fetih Paşa Korusundaki Kedi

Kedileri çok sevdiğimi söylemiş miydim ? Şu minnak canlıları sevmeyen blog yazarı olur muymuş hiç ? Kış tatilinde arkadaşımla Fetih Paşa korusunda yürüyüşe çıkmıştık. Hava serin, gökyüzü mavi, ağaçlar yeşil idi. Bu kedi manzaranın orada durmuş bize sinirli sinirli bakıyordu. Neden öyle baktığını anlayamadık. fotoğraf çekilmemize de engel oldu. Tam ışığın yeterli geldiği yönde, çitlerin üstünde duruyordu. Bizde onun fotoğrafını çektik 🙂 Kimi hayvanlar çok tuhaf biz tam gidecekken o yukarıda gördüğünüz gibi yere uzandı beni sevin, benimle oyanayın dermişçesine hareket etmeye başladı. Biz dediklerini yapmayınca yine sinirli sinirli baktı. Bizde onu manzarayla yalnız bıraktık. Bu arada bir kediyi böyle sinirlendirecek ne olabilir ki ? .

Bol Kedili Günler

-Alumina

hayat, Kategorisiz, Okul

Bir Dönem Başlar…

Evet bugün üniversite 2. Sınıfın 2. döneminin ki namı diğer bahar dönemi, başlangıç günü. Çok heyecanlıydım taki okul ring servisine binene kadar. Bazen mutlu olursunuz, sonra neden mutlu olduğunuzu unutursunuz ve unuttuğunuz için mutsuz olursunuz. Ringe bindiğimde bunların hepsini 1 saniye içinde hissettim. Hava neyse ki güzel, şubatın başlarında olmamıza rağmen serin rüzgarlar ve insanların giyim tarzlarından başka kış alameti yok. Yoksa iyice mutsuz olacaktım. Nedenini, nasılını ve aslını bilmeden.

Bunları Beşiktaş ringini beklerken yazıyorum. Zamanın çok hızlı geçtiğini farkettim. Tatilde ne yaptım bilmiyorum. Tatil nasıl geçti onuda bilmiyorum. Mutlu ya da mutsuz olup olmadığımı da bilmiyorum. Biliyorum anlatım hataları yapıyorum. Yazmak için mi yazıyorum yoksa yazmak ihtiyaç olduğu için mi ? Aslında sebebi ileride bu bloga bakmak ve o tarihlerde neler yaşadığımı hatırlamak. Nedense insan derdini tanımadığı insanlara anlatınca daha çok rahatlıyor. Çünkü tanıyanların yargılayacağından korkuyor. Evet bu, blog yazmamdaki sebeplerden biri bu.

Konu konuyu açıyor. Açılmış konulardan bir iki tanesini kapatıp orijinal konuya geri dönüyorum. Bugün okul dönemimin birinci günü. İnstagrama durum atacaktım ama bloga yazmamın daha iyi olacağını düşündüm.

Bugün derse bölüm başkanı hocamız girdi ve ben sadece kitap adı söyleyip dersi bırakacağını düşünürken o ders işledi. Bu hocadan çok ciddi bir kadın olduğundan korkardım. Gerçekten çok ciddiydi. Derse geç gelen arkadaşlardan birine bu ilk ve son dedi. Ama korkutucu değildi. Dersini iyi işliyordu. Ve kendisini sevdim

Yazıyı pazartesi  yazmaya başladım ama bugün yolluyorum. okulun ilk haftası bitti ve çok sıkıcıydı ama arkadaşlarımı özleişim.

Alumina

Anime, hayat, Japonca, Okul

Hayat yaptığımız Tercihlerdir….

Life is just an important choice one another, keep going forward and watch how far those foolish choices can take you.

Hayat bir biri ardına yaptığımız tercihlerdir, ilerlemeye devam et ve bu saçma tercihlerin seni nerelere götürebileceğine bak.

– Hideaki Sorachi (Gin Tama)

Şu sıralarda izlediğim animede böyle bir replik geçiyor. Bu sıralarda da finallerim var olduğu halde ben Japonca kursuna gittim. Daha doğru ifade etmek gerekirse 2 adet finalimin, ki birisi saat dokuzda diğeri ondaydı ve kitaplarıyla bakışmaktan başka bir hazırlanmışlığım yoktu, ben işte o gün finallere çalışmak yerine kursa gittim. Kursum akşam saatlerindeydi yani kurstan sonrada çalışmazdım.

Okul benim geleceğimdi, o derslerden de notum çok iyi değildi, ayrıca AGNO kasmam gerekiyordu, dahası Japonca’nın ilerde mesleğim ile bir alakası yoktu ama ben sevdiğim için çok saçma bir karar olduğunu bile bile kursa gittim. 20190102_203419

Kursa giderken durakta sınıf arkadaşlarımdan biriyle karşılaştım. Durumumu anlatınca meşhur üniversite esprisi ” risk budur.” dedi. İnsanın kendini destekleyen arkadaşları olması hoş bir şey. Buna ne kadar destek denir o ayrı bir tartışma konusu ama olsun.

Bakalım bu seçim beni nereye götürecek, nerelere götürecek ???

images.jpeg

Sevgiler ve İyi Ders çalışmalar

-Alumina