Kitaplar

Rüzgar gibi Geçti (kitap)

Herkese Merhaba

Bu yıl yaptığım kitap okuma meydan okumasının ilk kitabı ile karşınızdayım. Aslında ilk kitabın Japon bir şeyler olmasını istiyordum ama evde bu kitap vardı ve bundan başlayayım dedim. Kitabımızın adı “Rüzgar gibi Geçti” İngilizcesi ile “Gone with the Wind”. 1936 yılında Margaret Mitchell tarafından yazılmış ve 3 yıl sonra da filmi çekilmiş. Filmi henüz izlemedim ve açıkcası izleyecek cesaretim yok. Nedenini anlatacağım…

Kitapla olan mazim

Öncelikle bu kitapla olan kısa mazimi anlatayım, isterseniz konusundan devam edin,. Lise 2’deyken İngilizce dersime giren güzel hocam bana İngilizcemi geliştirmem için bu kitabın kısaltılmış seviye seviye ayrılmış halini verdi, penguin yayınlarından onlardandı ve kısaltılmış olmasına rağmen iki kitap halindeydi ve ikincisi hocamda yoktu. Aynı zamanda hocam bu kitabı kendisi benim yaşımdayken okumuştu. O yüzden kitaba biraz daha duygusal yaklaşmış olabilirim…

Neyse kitap kısa ve yarım olmasına rağmen çok hoşuma gitti. Sadece barbeküyü ve savaşın başlarını içeriyordu. Dedim ben bunun tamamını bir gün okuyacağım. Tabi kitabı ve yazarı internetten aratınca film uyarlamasını gördüm ve anneme sordum. “Anne sen rüzgar gibi geçtiyi izledin mi?” Annem “kızım o benim sevdiğim film 3 kereden fazla izledim, çok güzel bir aşk hikayesi… ahh Rhett” demez mi. Tahmin edersiniz ki kitaba olan ilgim daha da arttı… Ama nedense kitabını okumadan filmini izlememeye karar verdim.

Sonra ben bu kitabı kitap fuarlarının birinde uygun fiyata buldum ve aldım, iyi ki almışım gelecek yıllarda kağıt fiyatları… Neyse üniye geçene kadar bu kitabı hiç okumadım. Üni ikinci sınıfta başlayıp sadece ilk 200 sayfaya gelip bıraktım, çünkü üni kitaplarıyla beraber yanımda taşıması zordu ve punto küçük olduğu için odaklanma gerektiriyordu. Kitabın 800 sayfa olması ve metroda bir yandan tutunup bir yandan dengemi sağlayıp bir yandan kitap okumak zor olduğu için ara verdim. Şu geçen 2 hafta içinde kitabı bitirdim. Keşke bitirmeseydim…

Kitabın Konusu

Kitabımız 1860’lı yılların başında Georgia’da Tara isimli çiftlikte yaşayan Scarlett O’Hara ile başlıyor. Kendisi kitabın başında 16 yaşında olan şımartılmış, bencil yarı İrlandalı süslü bir kızdır. Edebiyat ve fikirlerle arası yoktur ve tek istediği komşu çiftlik On İki Meşelerin küçük beyi Ashley Wilkes ile evlenmektir. Bunun hayaliyle yaşar ve çoşarken Ashleynin kuzeni Melanie Hamilton ile evleneceğini öğrendiği zaman küçük dünyası başına yıkılır. Güzelliğine güvenen ve diğer tüm çiftliklerin bekar erkeklerini parmağında oynatabilen Scarlett’ın dünyası kararır. Ona duygularını yakın tarihlerde yapılacak barbeküde açmayı planlar. Herkes gelmekte olan savaşı konuşuyordur ve konuşmacıların arasında Scarlett’ın daha önce görmediği ilginç bir beyefendi de vardır. Beyaz dişli, yanık tenli ve kendisinden yaşça büyük olan bu beyfendinin adı Rhett Butler’dır, Scarlett’ın Ashleyye olan aşk itirafını ve reddedilmesine kulak misafiri olur, “sırrınız bende güvende” der ve Scarletta ilgi duymaya başlar. Scarlett “Siz bir beyefendi değilsiniz diye çıkışır“. Rhett hemen cevabı yapıştırıverir “Ve siz küçük hanım bir leydi değilsiniz.” Bu şekilde modern edebiyatın bildiğim kadarıyla ilk aşk-nefret hikayesi Amerikan tarihinin en kanlı savaşının fonunda yazılır.

Kitabın tek konusu bu değil. Sadece aşk romanı demek bu kitaba hakaret olur. Sivil savaşın Güneyliler gözünden ne olduğunu anlamak, kölelik ve ırkçılık kavramlarını düşünmek için birebir. Bu ırkçılık öyle böyle bir ırkçılık değil yalnız. Bir Beyazlar ve Zenciler; iki kültürlerine ve pamuklarına düşkün Güneyliler ile Endüstriyel gelişmelerle gelen Kuzeyliler çatışıyor. Bunun dışında yeniden yapılandırma, kültürel çatışma, ölüm, hayatta kalma, onur, fırsatçılık, geleneklere bağlılık ve bağnazlık, Ku Klux Klanın doğuşu ve birçok şey yaşanıyor rüzgar gibi geçen 832 sayfada. Yazar o kadar muhteşem saptamalar, toplumsal tespitler, göndermeler yapmış ki anlatamam. Normalde kitaplarımın altını çizmem ama bu kitabın çizdim.

Kitapta o kadar çok karakter var ki anlatamam. Ve hepsinin değişimini görüyoruz. Kitabın başındaki şımartılmış kız Scarlettın on iki yıl içindeki önce hayranlık uyandıran sonra kendisinden nefret ettiren değişimine tanık oluyoruz. Savaş gibi küçümsenemeyecek bir olguya farklı farklı açılardan bakıyoruz ve gerçek savaşın silahlı çatışma bittikten sonra başladığına tanık oluyoruz. Diğer savaş romanları gibi değil bu roman. Diğer romanlarda ön cepheler ve silahlı çatışmalar anlatılırken bu kitapta savaşın ardında kalan bireyler, yani kadınlar, yaşlılar çocuklarla beraber savaşmaya gitmeyen fırsatçılar anlatılmış.

Çok mod bir kitap

Kitabın basımı hakkında bir iki kelam eylemezsem içimde kalır (Allahım iyice edebiyata bağladım). Kitabın çevirisi çok güzel çeviren kişinin diline sağlık ama kimi yerlerde kitaba notlar kısmı eklenmemiş. Mesela bazen karakterler Almanca ya da Latince bir şey söylüyor ya da bir şeylere gönderme yapıyor, o kelimenin üstünde bir rakam bulunuyor ama açıklaması yok, ne sayfanın altında ne bölüm sonunda ne de kitabın sonunda. Umarım gelecek basımlarda bu hata telafi edilmiştir.

Caveat Emptorium Latince de “Alışveriş yapmayınız” demekmiş. Bir de Götterdaemmarung vardı, bir yıl Almanca öğrenmem işe yaradı, Tanrılar (Götter) kısmını anladım.

Ayrıca kitabın puntosu çok küçük. Yabancı yayınevleri kitabı 1000 sayfalık olacak şekilde basmış bizimkilerse 834 sayfa olacak biçimde. Düşünün puntonun küçüklüğünü. Ayrıca kitap kendi içinde beş bölüme ayrılıyor. Keşke 5 ayrı kitap halinde puntosu büyük şekilde basılsaydı, 2’ye ayrılsa bile güzel olurdu. Neyse kitabın baskısının güzel yönü ise başlangıca filmden bu sahneyi eklemeleri.

Yazar Hakkında

Yazar hakkında kısa bir bilgi vermeden devam etmesem iyi olur diye düşündüm.

  • Tam ismiyle Margaret Munneryln Mitchell 1900’de doğmuş ve 1949 yılında bir traifk kazası sonucu ölmüştür.
  • Bir gazeteci olan Margaret Mitchell’ın ilk ve tek romanı bu kitap. Kitabı 1936 yılında yazmıştır ve kitap 3 yıl içinde filme çekilmiştir. Onun dışında kitap en iyi kurgu dalında Pulitzer ödülü almıştır. Anlayacağınız Amerikan tarihi ve kültürü için oldukça önemli bir eser.
  • Bir sakatlık geçirip evde kalınca ve eşinden kitap üstüne kitap getirmesini isteyip eşi kitap yetiştiremeyince Margaret’a neden sende bir tane yazmıyorsun demiş ve Margaret Mitchell’da bu kitabı yazmaya başlamış diye anlatılır.

Yazının buradan sonrası spoiler içerir. Bence kitabı okuyun. Pişman olmazsınız. Ama bitirdikten sonra benim gibi depresyona girebilirsiniz… Okuyabileceğiniz en güzel romanlardan biri bu. Nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Kitap hakkında söylenecek çok şey var. En iyisi madde madde yazmak

  • Scarlett O’Hara tanıdığım en alışılmamış kitap ana karakteri olabilir. Genelde ana karakterler ahlaklı olur dünyanın ahlaksızlığına inat ama Scarlett aksine o dünyaydı. Aşkı ya da aşkının hayali için çok çabaladı, çevresine bakmak ve boş boğazları doyurmak için ama bu yolculukta çok değişti. Kitabın sonlarında kendisinden nefret ettim. İşçileri acımasızca çalıştırmasına, kız kardeşinin sevgilisini para için çalmasına. Özellikle annelik özelliklerine. Wade ve Ella ile ilgilenmeyişine ve Bonnie’yi çok hızlı unutuşuna.
  • Ayrıca Scarlett benim aksime inanılmaz feminen bir karakter. Neredeyse hiçbir zaman dış görünüşe takmamış benim gibi biri için Scarlett gibi bir zilliyi okumak bazı yerlerde acı verici ve dikkat çekiciydi. Ama aynı zamanda Scarlett’a bir çok konuda hak verdim.
  • Bundan sonra Amerikalıların bir kültürü olmadığını ve üniversitede Amerikan edebiyatı okumanın saçmalık olduğunu söyleyenlerin yüzüne bu kitabı fırlatmak istiyorum.
  • Kitabın en az ana karakteri kadar ilgi çekici ve ana karakteri ana karakterden daha iyi anlayan Rhett Butler gibi bir insanın var olduğuna inanmıyorum. Scarlett’n kafasından geçenleri okuyup dillendirmesi ve herkese ve her şeye laf atması harikaydı. Kendisi yine çok ahlaklı bir karakter olmamakla beraber inandığı yılda yaşayan ve kitabın son bölümünde çok değişen, çok iyi bir baba olan adamdı.
  • Rhett’in meşhur sözü “frankly my dear, I don’t give a Damn” sözü Türkçeye “Açıkcası canım hiç umrumda değil” diye çevrilmiş. Rhettin etkilendiğim başka bir sözü ise “Nüfuz her şeydir, masumyet ve suçluluk ise akademik meseleler”. Yalnız dikkat çekerim ahlaki değil akademik meseleler..
  • Scarleitt ve Rhett arasında öyle bir çekim var ki bir ara sayfaların tutuşacağını hissettim.
Rhett bir beyefendi değil
  • Kitabın en güçlü ve hayranlık uyandıran karakteri açık ara Melanie Wilkes. İnsanları bir araya getirebiliyor ve iyi bir anne. Melanie cesur bir kadın ama cesareti Scarlett’ınkinden farklı eli herkese açık bir hanımefendi. İnsanlar hakkında iyi düşünmeyi seven biri.
  • Ashley Wilkes, Melanie’nin eşi ve Scarlett’ın sevdiceği kitaptaki en güçsüz ve en hayalperest karakter. Savaştan ve sonrasındaki hayata uyum sağlamakta çok zorlanıyor. Değişimi kabul etmek istemiyor.
  • Scarlett’ın kitabın sonlarında aslında Ashleyi sevmediğini onu sevmeyi sevdiğini ve aslında Rhetti sevdiğini fark ettiği kısım çok duygusaldı. Her şeyi elinden gitmişti.
  • Onun dışında kitaptaki diğer karakterlerden Dadıyı, Archieyi ve Will Benteeni, Geral O’Harayı ve Büyükanne Fontaine’i çok sevdim.
  • Kitabı bitirir bitirmez internetten Atlantanın resimlerine baktım, Tara ile beraber olayların geçtiği yer. Tuhaf bir şekilde Alantaya yakınlık duydum ve kitaptaki meşhur Peachtree sokağının gerçekten var olduğunu öğrendim. Atlantayı gidilecek yerler listeme ekledim.
  • Uzun kitaplar okumak biraz acı verici galiba. Karakterlerle o kadar vakit geçirip ayrılmak zorunda kalmak… Neyse kitaptan alıntılar.
kitabın başlarından bir kısım.

Şimdilik bu kadar. Bu yazıyı 12 şubatta yazmaya başlamıştım şimdi yolluyorum. Bu yıl ki kitap okuma meydan okumasının diğer kitaplarından da okudum ama yazmaya nedense çok ama çok üşeniyorum. Herkese bol kitaplı günler

-Alumina

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s